- bi işe girsen artık?
- kendi işimi kuracağım dedim ya. herşeyi planladım sevgilim.
- planladım deme bana. sen başarısız olacağına öyle eminsin ki direkt B planından başlıyosun.
- hayır, bu sefer herşey harika olacak.
- neymiş planın?
- kurduğum iş batınca ilk iki hafta ağlicaz.. sonra yavaş yavaş üzüntüsü geçer gibi olurken depresyona girecez. için rahat olsun herşey planlandı.
- yaa sen tam bir kaybedensin.
- bu kaybetme sayılmaz ki. herşey planladığın gibi gidiyorsa başarılı sayılırsın.
- hayatla böle mi mücadele edeceksin?
- mücadele etmiyorum ki. bükemediğin bileği öpeceksin. ben hayatın yanında yer almayı seçtim..
- peki hayatın bundan haberi var mı?
- var hayatım. bak en güçlü aslında en güçsüzdür; çünkü kendini güçsüz hissettiği için hep gücün peşinde koşar. yani aslında en güçlümüz kendini en güçsüz hissedendir.
- geçen abim senin kolunu kırarken gördüklerimiz yanılsamaydı yani? aslında sen daha güçlüsün?
- evet işte.
- ama sen daha güçlüysen, senin mantığına göre, aslında daha güçsüz oluyorsun.
- ..ee.. henüz öğretim daha bitmedi, böyle sorular sorma. abin öldüremedi beni işte. beni öldürmeyen şey güçlendirir.
- çorap gibi mi?
- ne?
- çorap diyorum, kimseyi öldürmez.
- aa evet. teorimdeki eksik nokta bu olabilir.
felsefenin hayatta pek işe yaramadığını farkettiğimde 25 yaşındayım.

"felsefenin hayatta işe yaramadığı"nın da bir felsefe olduğunu fark ettiğimde ise 30 yaşındayım.

neyseki, sevgilimin de yardımıyla, sonunda felsefenin işe yarayacağı bi iş alanı bulmuştum: çorap sektörü

nasıl bir proje yaratsam diye düşünmeye başladım.
önce aklıma çorapları 2'li yerine 3lü yapma fikri geldi. böylece çorabın teki kaybolunca diğerlerini giyebileceklerdi. sonra bu fikrimi bir adım ileri götürüp, insanlar çorabı kaybetmekle uğraşmasın diye, 2'li çorap + olmayan tek çorap satmayı akıl ettim. böylece aslında 3ncü çorabı satmam gerekmeyecek ve kâr etçektim.

sonra, fikrimi daha da geliştirdim ve sadece olmayan çorabı satmayı akıl ettim. çünkü, zaten herkesin 2 çorabı vardı ve ihtiyaçları olan sadece olmayan çoraptı. işte beni zengin edecek fikir buydu!
ülkenin en büyük çorap üreticisine "olmayan çorap" fikrimi satmaya gittim. mevcut çorapların kaybolmasını engellediğini anlattıktan sonra olmayan çorabın faydalarını anlatmaya geçtim:

- beyfendi, bu öyle süper bir çorap ki giymenize bile gerek kalmıyor.

- nasıl yani? o zaman almam o çorabı.
- ama almazsanız çorap giymenız gerekir.
- nasıl oluyor peki?
- giymenize gerek yok. çıplak ayak kadar da rahat.
- giymiyorsak rahattır tabi. giymeyince herşey rahat.
- don giymeyince rahat ediyor musunuz mesela?
- mmm hayır.
- demek ki giymeyince herşey rahat değil. ama bu giymeden çıplak ayak kadar rahat.
- peki ayağımı nasıl ısıtacak?
- tebeşir gıcırtısını düşününce içiniz bir hoş oluyor değil mi?
- evet
- peki tebeşir burada mı? değil. ama içiniz yine de hoş oldu. işte çorap da ayaklarınızı böyle ısıtır.
- hmm.
çorabı üstün felsefe yeteneğim sayesinde satmayı başardım.

felsefenin gerçek hayatta değil sadece hikayelerde işe yaradığını sananlara aksini ispat ettim.


diğer yazım yanlışları : iki - üç
name="EXim" border="0" height="38" width="41" alt="eXTReMe Tracker">
|MARTI|